Ahmet Müfid Okbay

altıncı ağıt; adonis ve linos’un ölümü

 

güzellik ak bir güldü

aşk kızıl

düş sürgünü yüreklerimizde

silahsız bir avcı

adonis

yer altına inince buz tutardı bakışları kadınların

yeryüzüne dönünce cehennem kadar sıcak bacak araları

belki de bu yüzden bu kadar  kıskançtı tanrılar

anlıyor adonis

ölümlü olduğunu apollon'un bile

inanmazsak

linos yazmazsa eğer

bir dize daha, tanrıları kutsayan

zavallı linos;

 - öyle duyarlı ki-  

yeniliyor güzelliğe;

-tek ayağı üstünde dünyayla birlikte dönen-

altın saçlı bir çocuğa vuruluyor annesi düşünde

zavallı adonis;

- öyle  çaresiz ki-

bir gün daha fazla yaşamak istemezdiniz siz de

duyduktan sonra kadınların ardından söylediği ağıtları

 

iktidar;

-gecenin içinde-

yaralı bir yaban domuzu…

kasıklarına vurgun, dünya güzeli bir erkek çocuğunun

kasıklarından kan ve sperm boşalıyor

ölüyor adonis

öldürülüyor linos

köpekler didikliyor bedenini yetenekli insanoğlunun

tanrılar suskun…

tüm güzelliklerin tanrıçasının kasıklarındaki ak gül

kızıla dönüşüyor...

vurun göğsünüzü artık

yırtının siz kızlar

temmuz'dur

manisa laleleri fışkırır topraktan

yolunuza çıkan tüm köpekleri öldürün

yas şarkıları söyleyin

adonis bahçelerinde linos için…

 

ihtiyacımız var çünkü genç ölülere; 

ihtiyacı  var çiçeklerin

açmasına, hevsel bahçelerinde, bin bir renkte

gökuşağının altından geçmesine bir çocuğun

ihtiyacı var, düşlerin gerçek olması için

ihtiyacımız var, umut ve inanca...

 

linos ve adonis öldürüldü. ah!

güzellikler ve düşler

öldü

içinde sonsuza dek afrodit’in

gündoğumuydu

o an

koptu kıyamet

afrodit’in golem’e dokunduğu

linos ve adonis’in öldürüldüğü

o an;

-bir cuma günü-

dündü.

bugün…

birinin öyküyü anlatması gerek.


elveda amelia