beşinci ağıt; adonis bahçelerinde
- Görüntüleme: 60
ozan:
tüm iki kişiler zalimdir
lanetlenmiş güzellikler ve saf düşler
afrodit ve golem…
sanırım dokundu birbirine
adonis bahçelerinde
gündoğumuydu
o an
koptu kıyamet
afrodit:
asr-i saadetten kıyamete…
yaklaşırken dünyanın sonu, bildiğim sezebildiğim kadar…
ağlıyorum… belki bu yüzden
ölümü bildirilmiş; bir ses, bir ışık
sanki ölümümdü benim
öldü.
kadınların ve erkeklerin içindeki erkek tanrıların ölümüydü…
sıradan bir cinayet tasarımı gerçekleşti golgota'da;
-baştan çıkaranım ben!-
molek:
tanrı gibi giriyor içeriye…
soytarılar birbirleriyle alaycı fısıldaşıyorlar;
ha molek... ha molek…
küçük kız çocukları korkuyla kaçışıyorlar
gözlerinde utangaç bir şehvet dalgası saklayarak
oturuyor soylulara ayrılmış masaya
kirli tırnaklarıyla cebini karıştırıyor…
harcanabilir tüm sermayesini döküyor ortaya;
-zayıflar, ezilmişler, çekingenler-
bir gemi yükü…
-düşler. duygular. aydınlanmalar; hacıyatmazlar-
konuşuyor tıslayarak;
gösterip altın dişlerini ve çatal dilini
fışkırıyor kılıcından;
-tasarılar, zırvalar, tapınmalar-
söylediklerinden de kendi sarhoş oluyor;
-ama devam ediyor herkes içmeye-
bedava içkiler burada;
-inançsızlık, alay, küçücük bir mermi parçası-
bedava! kan. decartist'leri çağrıştırıyor kemanlar
ve kan tutuyor katili…
kadınların gözlerinde renk değiştiriyor bukalemunlar
o küçük kız… ağlıyor hala,
sandukalarda, vazolarda
kelebek ömürlü koparılmış çiçekler açıyor
adonis bahçelerinde
afrodit:
ağladığım yerde bağışladılar sandım
öyle ya bir masal kahramanı, tanrıçaydım
çok alışmıştım soğukkanlı cinayetlere
kutsadım güzelliği, bende…beni
ben yapan, seni çok
özledim;
-akhilles'i, hector'u , paris'i-
o tüm erkek kahramanların
kılıç seslerini, tenini…
ozan:
karar tamam !
ölecek adonis
-savaş tanrıları
aşk diye musallat oluyorlar başına -
sezinliyorlar tehlikeyi
karar veriyorlar iktidar; ölecek ivanov!
-insanın benzerini nasıl sevebileceğini
anlamayan insan
onun nasıl öldürülebileceğini asla anlayamaz!-
molek:
aslında dağların doruklarında yetişen bir çiçek adıydım
bedeninde irin dolu çıbanlar çıkmadan önce
elbet büyücüler salık verdi, ruhun kirlenmesi
evliliğin var olduğu yerde, içimizdeki erkle başlıyor
çocuk beyinleri yemesi gerekiyordu
-ha molek!
zihin düzücü! çocuk katili! ölüsevici!
anadilini arayan zavallı çocuk, gül yaralı!-
sular toplanır dağlardan, geçit vermezmiş türküler
bir acı çöker…
sarı saçlarını çocukların, tütün diye sarar içermiş;
-dilindeki acı pas tadı silinmezmiş-
yalnız gecelerde...
geceleri yalnız, ama yalnız
yatmayı hiç anlamıyorum
tuhaf, tanrıyım… boş gözyaşı kasemi anımsatıyor
bana çocuk gözleri
çocukken altın saçları varmış
bir kıza benzermiş
yetekli linos, tanrıların bile kıskandığı
sanki bir masal kahramanıymış…
ben ki şik ve nasnas, görünmez o yanım;
-dağlı bir ecinni-
bilmezsiniz, acz içinde
diğer yanımda çıplak bir insan yaşarmış
önce örtündü masalını
oturdu yanıma linos;
-kılıcını da kuşanmıştı-
ağladı bütün gece;
-tüm güzelliklerin tanrıçası için-
bir dalgayı birlikte aştık…
hazırdı benle savaşmaya
kılıcı hazırdı
sanki sözcüklerle
sevişmeye…
anlattı küçük kızın öyküsünü…
ve ağladı, bağışlamam için afrodit’i
abartılıydı sözleri…yalancı ve zarif;
-ekşimiş bir koku vardı etinde-
silemedim hala;
-aklımdan, tenimden, damağımdan-
kamaşır dişlerim gece boyu
kanar düş etlerim
oysa bilmiyordu işlediği kusuru
insana ait değildir
güzel sözcükler;
-eskiden bahar yeliyle gelen-
sevişmelerin kokusu değil de nedir?
-etin çürümesi-
öfkelendiriyor bu biraz beni
aşağılıyor sanki tınılı sesi;
-uyarıyor erkekliğimi-
oysa anlamıyor…
kan akıtmalıyım, anlıyor musun...kan!
yoksa nasıl gerçekleşir devrimler?
ruhumu istiyorum, doğu'lu saflığını
bebeleri ile kırmak için işbirlikçileri
kan akıtmalıyım, anlıyor musun
kan!
yoksa nasıl olur kendime saygım?
ha molek !
...dahek !
zavallı hak !
…ölümlü !
adonis/linos/golem-ozan:
(her kimse/erkek)
öldürmek için mi geldim ? yoksa ben miydim kurban…
gece sarıyor bedenimi
sözcükler, ezgiler… vltava nehrinin serin suları
derine, daha derine çekiyor beni
bir çift ay moli;
–benim sana aldığım-
yüzüyor gecenin içinde…
aydınlatıyor sevişmelerimizi;
-akvaryumun mavi ışığı-
sarıyor bedenini
sen uyuyorsun mavi
ayrılık ;
-bir kılıç gibi-
uzanıyor aramızda…
bu bodrum katında, akvaryumun mavi ışığı
örterken çıplak bedenlerimizi…
her şey kendiliğinden gün ışığına çıkacak, her ne kadar ben onları şu an sessizliğimle örtsem de
büyüyor sırlar, sarsıyor ruhunuzu masmavi
aşk ya da ölüm...
ölüm mü?
ölüm yoksa aşkı kutsayacak!
aşk yoksa ölümü....
ulrike! ya da bengi azra;
bu gece seni öldürmek için geldim!
aşk'çin, çın, çin!
ölmek’çin, çın, çin!
molek:
ama, biraz da katildik…
sezinliyor insanı apollon
pisarev, bakunin ve neçayev…
başı sonu olmayan bayram!
haydi çekingenlere şantaj!
korkaklara tehlikeli eylem!
ezilmişlere acı!
insan değilsiniz, bir o kadar zayıf ve onurlu
kadınların gözyaşlarına spermleriniz karışıyor
asılırken attığınız sloganlarla…
ya da kendimizi asarken, bir bodrum katında
döktüğümüz gözyaşları karışıyor
seviştiğiniz kadınların ıslaklığına
ha molek!
doğacak kız çocuğumu gömün toprağa
ilk siz taş atın, onansın günahsızlığınız
sözcüklerle büyüsün erk, ruhlarımızda
asimilasyonun gizli hükümranlığı
sanki aşk, işgal altında o ülke…
teslim olmaz gözyaşlarına
bir kürt kızı ölüme gider, özler dağlarını;
-biraz da benim yazdıklarım yüzünden-
diyarbekir’de bir dengbej anlatır öyküsünü
kadınlar eşlik ederler kederli zılgıtlarıyla
dumanlı dağ ateşleri soğur kraterinde
magması özgürlük diye
kalbimde kanayan bir yaradır
yadigar
gök çiçeği, mor-lacivert bir ufuk doğar
kırmanç ve asi
esir yurdumun doruklarında
açar asmin diye
yarınlar…
adonis/linos/golem- ya da ozan:
(her kimse/erkek)
ha molek!
sen! sevişmektesindir şimdi
erkek edalı şiir okuyuşlarının;
-toplu/yasak/yalnız-
aşklarının çekilen ipiyle
ve ne? oluşur, evren parçacıklarının sonsuz patlayışının
yaslı gidişinde…
sonra kim? boğulmuş mudur
senin konyak kadehi düzüşmelerinde
şarkılarla…
ve nasıl? çocuk sahibi olunabilinir
bu solmuş karanfil evliliklerinde;
-sormadın-
...soramazdın, çekip kılıcını
girdin içeriye
senden bekleneni
gerçekleştirircesine...
ve aradın ölüm biçimini
gerdek gecesinde afrodit’in
artık kan ve gül…
ha molek!
kılıcından silmeyi de unutacaksın
küçük kız çocuklarının korkularını
ve ayaklarının altında yatan
çocuksu lamba tasarılarının
ya da aşk adına bilinen ne varsa
ayrımına dahi varmadan;
-oysa sen duyarlılık tapınağı-
gözlerini kan bürümüş…
ezip ayaklarının altında yatan
binlerce duygunun cesedini…
tılsımlı sözcüklerin süslediği
kılıcına davranacaksın…
güzellik ve düşleri öldürmek
ve belki de ölmeyi ümit ederek
-dişlerinde o kekre tadı unutamayacak-
ölüm anında;
-af dileyerek, adını fısıldayacaksın-
linos’un…
afrodit/amelia:
(her kimse/kadın)
lanetli bir mersin’im ben
on iki gece sevişti öz babasıyla smyrna
gizemli bir sakız ağacından doğdu adonis
olağandı kasıt
ve kusursuzdu kıyım
aşk mı?
bitti.
üstelik gerekçesi de yoktu
konyak kadehine aristokrat molek
tüm erkek tanrılar…
gerekçesiz öldürdüler onu
öldü adonis
öldürüldü linos…
çağımız inceliği yitirdi.