Ahmet Müfid Okbay

bin bir renkli kuş

 

inanılmaz, bin bir renkli bir yağmurluk üzerimde

-sarı, kırmızı, yeşil ve siyah, belki mor-

bir yerde okumuştum...

-dışarıda güneş!

istanbul’un bin bir renkli kuşları olurmuş

-elimde frezyalar

aksi, uzak... sabah kaçkını bir kuş

şaşkın... konuverdi gazeteme

-denize karşı

didikleyip durmaya başladı sürmanşet haberleri

okudukça ev baskınlarını, yargısız infazları, kadın cinayetlerini

ve hatta soykırımı

ürkek denize dönüyordu, çiçeklerle bakışımlı

sonra elimin altında arada bir sevilip

ve sabaha karşıları beni hep bırakıp giden

bir kedi vardı, güneşin altında gerinen

bin bir renk! iyi aile kızı frezyalar! gökkuşağı!

-sarı, kırmızı, yeşil ve siyah, belki mor-

ilkyaz ateşi söner mi, yüzgörümlüğü vermeden?

uç! uç böceğim; bin bir renginle. uç!

sırnaşık doğa! düzen tutmaz kırık gırnata! kaçkın kuş!"

uç! özgürlük öldürse bile seni! uç! 


sanki aşk