sevişmeye çalışırken
- Görüntüleme: 61
sonra …tüm dengesizliklerini kışkırttım
içimde büyüyen örümcek kılıklı meczup'un.
düşoyunları/günbatımı
...gece bitti
menevişlenen kızıl tan
genç bir kadının saçlarından mı
öreceğim kendimi asacağıma ipi?
öylesine uzuyor ki bazen bu yolculuk...
(söylemiş miydim; bir karım var, bir de çok dostum: uğruna ölünecek kadar yakınları, yüzlerine güldüğüm kan kardeş uzak olanları... ana uyup bazen, kuşku duyuyorum iç gezintilerden, bazen ihanet ediyorum tüm remillere, kanıp hazzın oyunlarına)
düş! düş yakamdan gece kızı ...yak!
yalnızlığın mumu sönmekte günah yuvalarında
sat! haz kızı; gün suratlı belalını. sat!
tebdil-i kıyafet girdim artık aranıza ...kan!
şehvet kilisesi; -faşing/fahişe- gece, kan
kan ...kan; bakire meryem!
doğacak oğlunu boğacak suçlarımız!
sevgili; bakire ve uzaktan bir oğlan çocuğunu andıran...
meşum bir kentin
o meşum merdivenlerine
tutunup trabzanlarından
dolaşıyorum bir bir sokakları
emanet bıraktım çıkınımı kapıya
-süpheliyim-
üstümü bu kez de aradılar;
sirenlerin boru sesi saklı çıkınımda
görmüyorsunuz biliyorum da,
kulaklarınız da mı sağır?
kapı önünden akıp giden ırmak
kimi zaman oluşan o girdap:
yankesiciler, belalılar, çığırtkanlar
değiş, değiş, değiş ...diye bağıran
arka sıralarda duran adamlar
o kapı senin, bu kapı benim
o kadın benim, bu kadın senin
sürüklenmekteler
aşağılara; bağır çağır ve ağlamaklı
yakalarımı kaldırıp, daha bir çekiştiriyorum kasketimi
saklı gençlik, inik erkeklik; çapkın, göz süzmekte sirenlere
itiş-kakış adem'ler toplamı arasında
sürüklenirken aşağılara, bağırıyorum:
değiş, değiş, değiş diye…
hiç kimse duymuyor sesimi ...camın ardından
bakan tüm gözlerde başarısızlığımı duyumsuyorum
iğrenç gülüşler taşıyor ağızlardan
karşımda:
-çırılçıplak sayısız memeleriyle cinsel organı yerine
yaslı dişsiz bir kadın gülümsemesi bulunduran
yüzünde ise kıllı cinsel organını taşıyan-
o kadın duruyor.
yaklaşıyor ...sonra üstüme çöküyor
dudakları açılınca içinden kaplan dişleri beliriyor;
-şimdi beni yiyecek-
"kurtar beni çocuk düşlerim"
"kurtar beni bebek ağlamalarım"
kan ter içinde yenik ve sinik dışarı atılıyorum
kahkahalar taşıyor ağızlarından
salya olup akıyorlar merdivenlerden aşağılara
aşağılama gözbebeklerinde
aşağılama seslerinde
aşağılama cinsel organlarına sürdükleri vazelinde
aşağılama...
aşağılama...
aşağılama her yerde.
hişt! küçük fahişe!
senin çapkın bakışların varsa
benim de efeler gibi bir duruşum var
öyle bir adama iki kadın fazla yine de
kısa saçlan saklar ensesinin güzelliğini ve iri gözleri
zamansız karşılaşmalar tarihi: yazgı.
oysa, mucizelere inanmalı diyor gönlüm
hayat; bok rengi kırık bir sandalye
üstünde oturur saçları perçemli bir kız
oturur ...çok uzaklarında düşülkemin.
sessizliğin ortayeri çocukluk.
mucizelere inanmayan bir dünyada
diz kıran düş çiçeği: ölüm renkli erguvan
tut elimden, kat derinliğine masalların
lanetli bir kentin puslu akşamlarında
sevgililer el eleyken yalanlarla
sev beni, sev ...yaralıyım.
aytaşı, ilk aşk: yıldız taraçası
-femfetal-
çöl ortasında bir kaktüs çiçeği ...sen.
aramızda yıllar var
açılmamış bir kanepede uyuyorum ben, gece uzuyor unutulmuş boş bardaklar iz bırakıyor sehpalarda...
ev sahibinden kalma portmantoda mor bir şapka, savaşçılar, artık aylar, ölüm tasarıları dağınık duruyor masada
sen savuruyorsun yapraklarını aşkın
nihavent bir aldanışla
gece...
geceler uzuyor çölde
-bilinen bir şey bu-
önünde çadırların, hiç eksilmeyen ateşleriyle
-"zor yeniden"-
bin bir gece süren masallar
ve kor üstünden çekilen esrar tütsüleri
hep burunlarını kanatıyor
üstelik avutmuyor da artık
kan damlaları savaşçıların barbar yüreklerini
yalın kılıçlarıyla yatıyorlar
çoğu kez yan yana hepsi bir yerlerinden yaralı
irin ve kan pıhtıları emiyorlar birbirlerinin yaralarından
artık saklamayı öğrendikleri gözyaşlarıyla
bedevi çadırlarının arasında
eski kırık aşkların gölgeleri
hayaletler gibi dolaşırken
"hayatin ipek yolu'nu" düşünüyorum; özkıyımı..
ve bir kez niyet edip ölememişsen
kafes kuşu kanaryasın
bu da güzel.
çıkar simdi soyluluğunu belirten giysilerini
basit ehramlarını giyin
ve o bildik kumpanya numaralarını
çadır altına göm. şefaat gam-ı nermin!
şefaat! geçti üstümden ölüm kuşu
ki bu da güzel!
ask tellallı; yüreğimde bir çarmıh çivisi: zaman.
bu çalıntı aşk vakti
birikirken bir kaptan diğer kaba
sayılmayan sonsuzluğunda kum tanelerinin
bin bir deli akıntı vardır; şekilden şekile giren
ve elbet gelen bahardı
düşün de gerçeğin de katlanılmaz geldiği
bir dönemdi benim'çin
unutuşun anıları silebileceğini biliyordum;
karşılaştık senin'le
öyle uykusuz bir yarıgece değildi
ne de mehtaplı bir gecede
şakıyordu tılsımlı ezgisini aşkbülbülü
gün ortası ...iş vakti ...göz göze.
şiir dokurken kozasını masalsı aşkların
düş renkli bir kelebek doğurdu
yirmi üç yıllık kozasını kıran bir ipek böceği
gökyüzünde bir kez kanat açmıştı ya düş kelebeği
artık kesindi; gelmişti "gül'ten"li bir bahar.
hoş geldin bahar! milyonlarca kez hoş geldin!
gül'ten'li, narin ve kırılgan beyazlık.
elbet gelen bahardı ya
düşrenkli kanatları olsa da
uzun yaşamazdı kelebekler...
sonunda anlamıştım;
piponun nereye kadar içildiğinde acıyacağını tütünün,
ve aşkın...
öylesine çatallanıyor ki bazen yollar..
(aslında kanmazdım ben bu düş oyunlarına
annem öğütlemişti sevecen sesiyle
babam dövmüştü askerce
töreler iyi belletilmişti bana;
besmele çekmesini de bilirdim
sövmesini de tanri'ya…
kanmazdım ben bu düş oyunlarına ya
görmeseydim, oyundaşım küçük bir kızın
masum bir oyunda bozduğum kızlığının
bedelini ömrü boyunca ödemesini)
aşklarım benim!
denizin mucizesi; bulduğum an yitirdiğim yakamoz!
hala sevmekte miyim... ki mucize bir ortaçağ silahı
tek atımlık barutu var
sonrası süngü savaşı
hala sevmekte misiniz...
yalnız akşam oyunları
ay belirince başlar
kan kırmızı tencere karası lorca bıyıklı ay!
kanmamak ne mümkün gel-git'ine…
yıkımın başlangıcıdır oyunlar
onulmaz tuzaklar kurarlar sevgiye
nedensiz aşk beklentilerini yakalım
yalnız gecelerin mumudur mucizeler
adaklar yakılır, belirir belki düşler
bir türlü tükenmeyen ve başlamadan biten
aşkların yüksekliğinden
düşüp ölürler
her sevişmenin ortasında ağlardı... küçük kız çocuğu kadın
-sevgili!-
dostlarım benim!
aldatıldım önce ve aldattım sonunda
ki duvarlar örer dostluğun sakıntıları
kan kırmızı tencere karası lorca bıyıklı ay!
yalnızlıkla boyadım dört duvarını, dört ayrı renge
dört farklı kadın astım bu çivilere
kırılgandır dost, ağlarsın önünde, salaş bir meyhanede
ellerin tutmaz, söylenecek bir tek sözcük bulunmaz
belki de güzelliktir; o anlatılmaz
yıkımın başladığı yerde çoğu kez bir ölüm saklıdır
ölüm nicedir yaşamın kendisi
ve azrail sabaha karşı çıkıp giden o fahişe!
sevgili; aşk denilen atın sırtında ...uzaklarda bir belki.
-uzaklara diyorum ben ...uzaklarda... ayışığı altında...
-sanki... bir şeyler yitirmişim gibi
-ben, bir ırmağın uçurumdan kendini atışını düşlüyorum
-.aldatılmış bir sevgiyi... bir eksik var diyorum sana...
ve gece
-bir köknarın soylu geçmişi var sesimde
-aramızda yatan o kılıç vardı
-şarkılar, şarkılar vardı ya?
-suskundu gece... suskundun sen
ve o kılıç sonsuza kadar aramızda kalacaktı.
-peki o düşlere kanmış çocuk?
-büyüyecekti.
-ölümsüzlük düşü?
düşlerin de yaraları vardır.
güzellik/kekeme
"haeret lateri letalis arundo"*
öylesine büyüyor ki bazen bu yalnızlık..
herkesin kendine göre bir kadını var
benimkisi korkularına gelin
dayanamıyorum artık yalan yüzlerime...
bir kadın satın almalı
inan, böylesi daha iyi.
hışt!
başka masalara hırsız kedi.
gözlerinle sevişmek arsız kız güzeli
tüm delikleri bir kadının ve erkekliğim
infilak etti bu ihanetle
dayanamıyorum artık "afros”** dokunuşlarına
söylenceleri enkaz bu dünyada
korkak özkıyım tasarılarına
tanık olmaktan bıktım
yokaşkülkemin
bir kadın satın almalı
ya da
hadım olmalı bu dünyada
söyleşi bitti, anılarımın kaçkın kadını
sen hiç olmadın, haydi gidelim.
bir kadın satın almalı
bilirim; aşk, hayat ve ölüm işte böyle;
hep kekemedir güzellikleri dünyanın.
*öldürücü yara bağrımızda kalır/virgilius
**afrodit’in doğduğu köpük /mitoloji