resüsitasyon
- Görüntüleme: 97
ı.
pahalı ayakkabıları kuma bulanmıştı
ve ayakkabıları çıkardığı yerde kalakalmıştı.
güneş mi?
güneş tam tepede duruyor olabilir.
kendimi bir tuhaf hissediyorum
-alışamadığım bir renk hala mor-
mide bulantısı gibi bir şey; köpük köpük
on dördünde zorla evlendirilmiş bir kız çocuğu
avuç avuç bir kutu deterjan yiyen; nasıl desem
çocuktum, bir solucanı tam ortasından böldüm çakımla ikiye
bir kadına aşıktım, bir zaman, gençtim olurdu ya, ayrılmıştık
yeniden canlanmaya çalışıyordu kestiğim her parça
neden bahsediyordum,
yoksa "yorgun kadınlar içtik “mi diyorum
evet, kendimi bir tuhaf hissediyordum
deniz ulaşıyor ayaklarıma; köpük köpük
ve güneş tam tepede duruyor olabilir.
ıı.
baş başa vermiş iki kuş profili
başlarında cıvıl cıvıl çocuk gürültüsü
ve güneş tam tepede duruyor olabilir.
birbiriyle bakışımlı iki kırık kalpten söz ediyorum
yorgun ellerinden mi mucizelerin?
dağlarda açan çiçeklere benzettim onları
gökyüzünde başıboş dolaşan bulutların aklığına...
sağ ayağımın üstünde dönerdim dünyayla beraber
çocuktum, döner ve düşler kurardım.
çocukluğa benzettim onları
dilimizde dönüp duran çocukluğumuza
kendimizi her çaresiz duyumsadığımızda.
baş başa vermiş iki kuş profiline benzettim onları
gölgesi düşüyor yaşamlarının, tam ortalarına
bir yaşlı adam düşüyor
denizin tam ortasında
köpük köpük deniz,
çaresiz
bulutlar geçiyor üstünden
çocukluğuma dönmek istiyorum
çocuk olmak
çocuklar gibi
çocuklar ki
bencil ve vahşi.
ııı.
gökyüzünde iki bulut, el ele iki sevgili
ayrılıyorlar
belki yağmur yüklü
ve güneş tam tepede duruyor olabilir.
siz benim ellerimi bilmezsiniz, benim ellerim bulutlar gibi kim ne derse desin
ben süpermarketleri severim, içinde kaybolunan
her gün merhabalaştığım bakkallarda sıkılırım ben, dilim sürçer
hem o yobaz pezevengi neden seveyim ki,
gitsem de tembellikten
allahın selamını veririm de ona,
kendiminkini saklarım sevdiklerime
siz nasıl bilmiyorsanız o da bilmez, ellerimin yağmur şeklini
ama süpermarketlerde gizli, açık kameralar vardır…
bir çocuk açtır
yalnızca bakar camların dışından, özenir, belki kırar,
umarım kırar
ellerim çocukturlar uzanırlar şekerlemelere, belki hırsızdırlar
yakalanırlar sanmayın, benim ellerim sihirbazdırlar
görünmez olurlar da, sıkıntılı saklanırlar da
anlamsız hareketlerin tekrarında
-güneş tam tepedeydi işte-
gençler sırayla yumrukluyorlardı iman tahtasını
ellerim sırada, sırasında... buyurun! ellerim diplomalı.
ellerim üst üste
ellerim göğsünde
ellerim morla savaşta, ellerim sıkılgan da
ellerimi siz bilmezsiniz baym!
ellerim bulutlar gibidir benim
ellerim çaresiz
ellerim çocuk
-işe yarıyor işte-
ıv.
kuşlara benzettim onları
çok çocuklu evlerin neşesine
güneş tam tepelerinde duruyordu
ondan dolayı mi benzettim?
yalan
köpük köpük
kurumuş üstlerinde
bu geriyor derilerini
bana gençliklerini çağrıştırıyor sanki
deniz
elle de tutulmuyor
bir gölge olup
girmiş aralarına
ay varken bir gece
bakarsanız suya,
el eleyken sevdiğinizle
-söylemiştim-
gördüklerinizden belki siz de ürkersiniz
hala el ele misiniz?
ve güneş tam tepedeyken
sizleri de kuşlara benzetebilirdim ben
ondan dolayı mi benzettim?
aslında her şey olağandı.
v.
bu kum kenti panayır yeriydi sanki
üç atışta üç gol bir paket sigara
ya da bir yumrukta sokmak yuvasına topu.
gençler ve daima genç kalanlar
sırayla yumrukluyorlardı iman tahtasını
ve hiç kimse yanaşmıyordu o uzun son öpüşmeye.
az ilerde iki çocuk bir adam bir çukur kazıyordu elleriyle
az ilerde köpük köpüktü deniz biraz kan bulaşmış dişleriyle
gölgeliğin şemsiyesi rüzgarla düşüp duruyordu mu ne
derin daha derin bir çukur kazıyorlardı
dudakları mor, ağzı köpük köpük
altın dişlerini mi sayıyordu
bir mezar hırsızı
yakınları çocuk, yakınları çaresiz, yakınları hırsız
dün gece "ayakkabıcı "adlı bir kuyruklu yıldız yakınları
dün gece hayallerimiz çarpmıştı
jüpiter'in karanlık yüzüne
bir parçasını fare koparmış ayın izini sürmüştük
dün gece bir başka ülkeye doğru denizde
dün gece bir parça baş ağrısı vardı belki
güneş tam tepedeydi ve
yaşlı bir adam düştü denize
dün geceden kalma bir baş ağrısı düştü denize
kuşlara benzettim
çok çocuklu evlerin neşesine
güneş tam tepedeydi
ondan dolayı mı benzettim?
vı.
bir genç kadın eliyle işaret ediyor
korkusuyla imliyor kapımı,
bilmiyor
güneş tam tepede duruyor olabilir.
siz beni nereden öğrendiniz, siz benim yoğun bakım sessizliğimi
siz beni hem neden suçlu hissettirip bırakıp gittiniz neden'siz
kim ne derse desin, ben kaçıp saklanmayı seviyorum kuytularıma
hep taşıdığım bu unvanı siktir edip verdim bir taksi şoförüne
almadı, taksimetreyi de açmamıştı gördünüz mü bak beni siz
sessizliğimle de yargılarsınız şimdi, tanrı gibi ve
ne alçakgönüllü, hayat ellerinin altında, tanrı
unutup az sonra denize gireceksiniz, beni suçlu siz
bırakıp gideceksiniz az sonra bir yerlere
güneş giren doktor girmez evlerde
bir el kitabi yapacaksınız beni
gazetelerin ilavelerine köşe yapacaksınız sonra
siz beni ne yapacaksınız biliyor musunuz
tüccar yapacaksınız-
-iki tıktık bir şıkşık-
namussuz yapacaksınız, ruhumu bir vizite ücreti verip
düzeceksiniz sonra her gece biliyorum
muamelemi de iyi bulmadığınızı anlatacaksınız yakınlarınıza
siz beni ne yapacaksınız?
söyleyin bakayım siz beni nereden öğrendiniz sonra
hep suçlu bırakıp gidiyorsunuz sessizliğimi
hem ben seviyorum kaçıp saklanmayı, seviyorum kuytularımı
vıı.
güneş tam tepedeydi.
baş başa vermiş iki kuş profiline benzettim onları
başlarında cıvıl cıvıl çocuk gürültüsü
uyuyordu iki sevgili
ve deniz köpük köpüktü.
yaşlı adamın göğsü hareket etti
nabzı usulca yerine geldi
götürdüler onu tekrar ölmeye.
kum kenti bir süre denize girmekten ürktü.
kum kenti az sonra denizde bir panayır yeri
gölge düştü ellerime
götürün!
götürün bu ölü seviciyi
sessizliğine.