gözleri kadınlar beyoğlu
- Görüntüleme: 84
eyvaah! o hacıyatmaz düş
devrildi bir gece, bir gündüz...
söylence/istanbul… yakamoz altında
ı.prolog; ya da "söylencelerin kendi hayatları yoktur, onlara bizim kan ve can vermemizi beklerler"
söylencem, fasıllarda rakseden o kent, meftun
söylencem, masallardan çocukluğuma arkaik, metfun
atımın terkisine binip gelen, günümü tanımlayan, yarına uçurduğum o kuş kanadındaki arabesk bezeme
söylencem; içimde hep seni yaşadım, hep seni yazdım, yine de sen hiçbiri değildin, belki de hiç var olmadın
iç içe sonsuz bir düş, bengisuda yansıyan bir surettin , gerçektin belki de, geceyle zamandaş ayışığı kadar
bir remilin utkusu kadar boş ve gerçek bekleyiştin, tragedya artığı bir yazgı, bağrımda saklı o ölümcül yara
belki de yalnızca sendin.
ıı.relato refero; ya da "bana anlatılmış olandan söz ediyorum"
her akdenizli ülke bir söylence cennetidir;
güneş
güneş ki;
"akdeniz'in tragedyası güneşe bağlı"
yüzümde yakamoz, peşimde yazgı
patrokles'in atları gözyaşı döküyorlardı:
"ey güney düşüncesi!"
"ey güneşin ozan!.."
çaldım güneşi!
güneşin ozanı diyorlardı sana,
çaldım akdenizli kandaşımın güneşini
sığındın ışıklı geceye, akdeniz'in şakıyan yakamozuna
sığındın da kimliksiz kaldın
ve aldım bilgeliğini;
sordum; sorular devşirdim
geceleri nerede saklanırdı güneş?
sonra… laterna nasıl bir çalgıydı?
zeybetikolar, rebetikolar...
sürgünde miydi hala?
o bizans eskisi kırık havalar
biliyorum, kör agop'un meyhanesi kapanalı çok oldu
hristo'nun cazbantlarıysa eski kilisede yorgun ve suskun
gölge düşmüş dantelaların siyahına, tırnak kemane havası
alacakaranlik; saklamakta mıdır şimdi,
güneş dalgalarını şehr-i istanbul'un
gizi erişilmez/doymaz, gözleri kadınlar bu kent,
söylenceler kuşanır şimdi;
"sevgili eski seslerin yosması"
"aksion esti!"*
ey esintiler derbentti!
akdeniz'den kan alan söylence ırmağı
nice mavi çalıp, nice konaklardan geçip
her dala konup, yine de sevdiğine dönen
bir kadın gibi geldi mi yine bu kente?
bu kent ki yedi kez doğmuş, doğurmuş
yedi kez sevmiş, ölmüş ve öldürmüştür belki
nice yedi söylence yazacaktır taş resim yazılara
ve biz
bu kente miras yarım kalmış bir söylenceyiz sanki
devşirme kent.
korkunun ağır ağır çözüldüğü bir morötesi yıkım
üç büyük yangın görmüş tatavla:
derler ki, üç kötü eylül geçirmiş;
diğeri, 5-6 eylül; tramvayların artık çalışmaz olduğu
o erguvani günlerin sonuncusu; postal sesleri,
sokağa çıkma yasaklı geceler, ayın on ikisi
unutmuş çiçek pasajı neşesini, yarı gece şen şakrak
madam'ın akordeon sesi
unutulup gitmiş;
"hrisantos'un hayaleti dolaşır, koca bıyıklarıyla
kasketli, yelekli palikaryalarıyla tatavla'da.."
ve tatavla;
kurtuluş mu?
*övgüler olsun sana (o.ellitis)
ııı. argumentum ad hominem ya da ,"kişisel gözlemlere ve tanıklıklara dayanarak"
boydan boya geçmiştik beyoğlu'nu
geceydi
"go home yankee"
sen; amerikan konsolosluğu'nu koruyan polisleri tekmelerinle boydan boya çamur içinde bırakmıştın o gece
iflah olmaz çocuk, düşortakçısı, sırdaştık seninle
o çingene karası "vedasız ayrılan", şiir yontucusu senin de dostundu;
bilirsin, biz aynı çiçeğe vurgunduk bir zamanlar
o çiçek ki; çalıp gitti kameriyelerin utkusu dudaklarında güneşli günlerin o tuz tadı
gitti de, sevmelerin gülüşü bir günmasalı
hala anarız cuma içmelerinde, o şen gülüş karışır, buselik susuşlara
düşlerin yakamozları da susunca
anıların çelik-mavi sırtında
yürek kanar ayın büyüsüne, o dost kanar,
o sevgili kanar da yine gider
bırakıp bu kente gözlerini, gider uzak yalnızlıklara, vedasız
giden gider de… düş düşe diye kadeh vurduğumuz geceler bitmeden
"işte geldik gidiyoruz" demek var mıydı?
sorarım size; karasevdalı yüreği kara dostlar!
biz ki çoğumuz ayni yaramaz kıza sevdalanmadık mı kaç kez
kimi peş peşe, kimi karşı karşıya
yine de bilenlerdendik savaşçının değerini, yüreğinin inceliğini
eski çağlardan kalma bir şövalye erdemi taşırdık, inanmazlığımızda
var mıydı şimdi;
"…geldik gidiyoruz" demek
sonra... elimiz delişmen bir ırmak
kulağımızda titreyen çiğ tanesinin sesi
uykusuz ayazda beklenen bir düş gibi
bu kenti beklemeyecek miydik?
sorarım size;
şimdiki zaman yabancısı dostlar!
fazla meze söylemeye gelmez
tatyos amca öldü, lakerdaların tadı kaçtı
-vur… vur kadehi geceye, kırılsın!
artık gelemem, gelemem ben o pera ayinlerine...
ıv. corpus delieti; ya da "suç ortaklığı"
ağlama düşbaz
sen ki bir düş budalasısın
bir gün atlantis'i bile kurtaracakmış insanlık!?
o ki pera… azınlık sessizliği bir “sürgün mozaik"
kurtulacak mı?
-vur… vur kadehi geceye, kırılsın
-kan… kan bir daha düşe, isterse yıkılsın
biz düş tutkunu
sevdalı, sevdalı, sevdalıydık o kadına
"bir kadın mi bulacaksin kendine
yedi erkek birden düşmeli o kadının peşine"
o kadın ki;
yedi renkli, yedi tepeli, yedi tutkulu velhasıl yedi söylencedir
bir söylence olma düşü gören bu düşbazlar ordusu
bu umarsız us ve yürek savaşçıları
kendi düşlerine tutsak
bu gezgin yürekli sevdalılar…
-dostlar!
ne kaldı geriye
bir düş’ten gayrı?