Ahmet Müfid Okbay
AŞKMETRE

AŞKMETRE

Bu olay gerçekten çok tuhaf, bundan iki yüzyıl önce, o uzaya ilk çıktığımız bin dokuz yüz altmış-yetmişli yıllarda yazılmış bilim kurgu öykülerden bile daha komik ve saçma geliyor bana.

Ama gözlerimle gördüm, evrenin reytingi en yüksek programı “Salı Kosmosu” programında… Bir güvenim sarsıldı, bilemezsiniz tüm değerlerim altüst oldu, bir android olsam bütün devrelerim kısa devre yapardı.

Canım “Kozmos Güvenlik Konseyi” (K.G.K) böyle toplumda infial yaratacak haberlere sansür koymalı diye düşünüyorum.

Adamın yaptığına bakın; efendim aşıkmış, aşkmetresi de öyle gösteriyormuş. Yalan canım, ama tüm evrenin önünde gösterdi, aşkmetre 38 derece Barbara Cartland'da (B.C) durdu. Adam da “İnanın bir fark yok” diye yineleyip durdu program boyunca.

Tamam insan soyu her şeye alışıyor; haplarla beslenmeye, evlerin içlerinin mor ötesi ışınlarla izlenmesine, haftada bir gün -perşembeleri dışında ilişkiye izin verilmemesine, çiftlerin evlenebilmesi için her iki tarafın aşkmetrelerinin 36.derece B.C’den aşağıda olmamasına, erkekle erkeğin, kadının kadınla evlenmesine… daha bunun gibi bir çok şeye…

Ama bu kadarı da fazla; hem bu “K.G.K" nin bilinçaltlarımıza yerleştirdiği bir uygulamada değil. Öyle olsa bu olay bende böyle infial yaratmazdı.

Komşum Az'a da programı izleyip izlemediğini sordum.  İzlemiş. Ama soğukkanlılıkla, olağan bu durum diyor. Çok bilmiş, ekliyor sonra; insanlık plastik üretiminde çok iyi bir noktaya ulaşmış ki bu durum normalmiş. Elbette insansı -plastik sanayinin gelişmesinden hepimiz memnunuz, yine de her şeyin bir sınırı olmalı! Hem o ne anlar ki, zaten adı gibi Az işte!

Aslında program pornografikti. Bu bile yasaklanmasını sağlayabilir. Elbette geç saatte yapıldı deney, bu hafifletici bir gerekçe. Zaten daha önemlisi olanların gerçek dışılığı, bu sokaktaki cinsel şiddet olaylarını bile arttırabilir! Düşünün artık insanların aşkmetrelerin güvenilir olmadığını düşünmeye başladıklarını.  Eskiden tecavüz etmek için bile sapıklar aşkmetrelerine bakarlardı. Artık her an, herkes tecavüze uğrayabilir. Kadınların kot pantolon giymeleri bile erkekler için hafifletici gerekçe, ya da İstanbul Sözleşmesi bile kadınlar için yeterli bir güvence sayılmaz olur.

Bu işin içinde belki de ticari bir kumpas var diye düşünüyorum. Bir uyanık, “KGK ve Medya Konseyi”nin gözünü boyayıp reklamını yapıyor olmalı. Ahlâksızlık azizim bu! Bir yandaş zengin olacak diye tüm toplumun değerleri altüst oluyor. Şimdi ben karımın bana en uygun kadın olduğundan nasıl emin olabilirim, ya karım aynı şeyleri düşünüyorsa?  Kosmos Yaratıcı korusun hepimizi... töbe töbe!

Aslında düşününce, adamın anlattıkları arasında reklam olacak bir şey de yoktu. Çok mutsuz olmuş adamcağız, acımadım desem yalan olur. Yılları aşk aramakla geçmiş, geçen yüzyılların hit masalı Romeo ile Juliet'de olduğu gibi ölmeye bile hazırmış sevdiği için.

Zaten adamın sapık olduğu bu çağdışı masallara inanmasından belli. Kadınlarla, erkeklerle birçok ilişki denemiş. Ama hepsi hüsranla bitmiş.  Yaşadıklarını düşününce biraz, adamın dediklerinin ve deneyiminin aşkmetre aleyhinde olmadığı bile düşünülebilir. Ama tuhaf duruyor yine de işte. Yoksa adamın yüzünde bölücülere ve yıkıcılara benzer bir ifade de yoktu. Hepimiz kadar yorgun, duygusuz ve sıradan görünüyordu. Ama canım bu yaşadığı... Yok, yok kardeşim, anlaşılır gibi değil!

Alelâde bir sex-shop'dan almış. Önce adi hoşuna gitmiş; Mrs.Juliet! Broşüründe; Üç deliği de amaca uygun kullanılabilir, sıcak, konuşabilir, titreşimli, yıkanabilir, sağlıklı ve üstelik de bakire yazıyormuş.

Plastik kadının yanında da Shakespeare'in “Romeo-Juliet” kitabının bellek çubuğu hediye olarak, kısa süreli promosyon dönemi boyunca dağıtılıyormuş. Aslında özel izinle çıkan bu baskısı tükenmiş kitap için almış plastik kadını da.

Sonra bir gün, haftalık ilişki gününde, şunu bir deneyeyim diye düşünmüş, bir de ne görsün aşkmetre 36 B.C derece gösteriyor. Çok da mutlu olmuş, her geçen gün aşkmetresi daha yüksek bir değer göstermeye başlamış. Ama etki ancak öykü dinlenirken ilişkiye girersen oluyormuş. “Üstelik” diye konuşuyor adam, “inanın gerçeğinden hiç de farklı değil.”

Karım yine dırdır yapmaya başladı bile içerden, televizyonu kapat da haftalık birleşme programımıza uyalım, sıkılıyorum zaten, hadi şıp şak diye.

Şu aşkmetre tutukluk yapmış olmasın, belki de 36 B.C derecenin altına düşmüştür bir bakayım.

O zaman kurtulurum şu illet kadından. Kurtulunca da ilk işim bir sex-shop'a uğrayıp  Mrs.Juliet'e kur yapmak olacak.

Hoş ben inanmam ya şu eski zaman masallarına ya...

Olsun, bir kez denemeli.

Belki de sonsuz aşkı böyle bulacak insanlık!