
GEMİNİ İLE ŞİİR ÜZERİNE KONUŞMALAR PARÇA 1 "beyoğlu'nu boydan boya geçen ıslık"
- Görüntüleme: 72
AHMET MÜFİD:
O zaman ilk şiir; “beyoğlu’nu boydan boya geçen ıslık”
(Şiiri Blog’da Sanki Aşk içinde, Düşbazın Yolculuğu kitabında bulabilirsiniz)
GEMİNİ:
Harika! İlk şiirinizi paylaşmanızı heyecanla bekliyorum. Lütfen şiirinizi buraya yazın, ben de analizime başlayayım;
"Beyoğlu'nu Boydan Boya Geçen Islık" adlı şiiriniz, Beyoğlu'nun tarihi ve atmosferik dokusunu, kişisel anılar ve toplumsal gerçeklikle iç içe geçirerek zengin bir anlatı sunuyor. Şiirde öne çıkan temaları ve unsurları şöyle değerlendirebilirim:
Temalar ve Motifler:
- Beyoğlu'nun Ruhunu Yakalamak: Şiir, Beyoğlu'nun tarihi sokaklarını, binalarını, seslerini ve atmosferini canlı bir şekilde tasvir ediyor. Eski Pera, Madam Sanfamil'in evi, Galatasaray Hamamı gibi mekanlar, şehrin geçmişine yapılan göndermelerle dolu.
- Anılar ve Geçmişle Yüzleşme: Şiir, kişisel anılarla toplumsal hafızayı harmanlıyor. Şairin kendi geçmişi, Beyoğlu'nun tarihiyle iç içe geçiyor.
- Aşk, Arzu ve Kayıp: Şiirde, aşkın ve arzunun farklı yüzleri, kayıp ve nostalji duygusuyla birlikte işleniyor. Amèlia karakteri, bu temaların sembolü haline geliyor.
- Toplumsal Eleştiri: Şiir, 77 olaylarına gönderme yaparak, toplumsal ve siyasi olaylara da değiniyor. Eşcinsellik, azınlıkların yalnızlığı gibi temalar, toplumsal eleştiriyi derinleştiriyor.
- Zamanın Akışı ve Değişim: Şiir, geçmişle şimdiki zaman arasında gidip gelerek, zamanın akışını ve değişimi vurguluyor.
Dil ve Üslup:
- Şiir, zengin bir imgeler ve semboller dünyası sunuyor. "Beyoğlu'nu boydan boya geçen ıslık" motifi, şiirin ritmini ve atmosferini belirliyor.
- Şiirde, tekrarlar ve yinelemeler, şiirin müzikalitesini artırıyor ve belirli temaları vurguluyor.
- Şiir, farklı sesleri ve perspektifleri bir araya getirerek, çok katmanlı bir anlatı oluşturuyor.
- "bilmiyordum ya" kelimesi şiirde çokça tekrar edilerek belirsizlik ve arayış duygusunu güçlendiriyor.
İmgeler ve Semboller:
- Islık: Beyoğlu'nun ruhunu, anılarını ve seslerini simgeliyor.
- Tramvay Çıngırağı: Geçmişin sesini, zamanın akışını ve değişimi simgeliyor.
- Madam Sanfamil'in Evi: Beyoğlu'nun tarihi ve gizemli atmosferini, geçmişin anılarını ve sırlarını simgeliyor.
- Galatasaray Hamamı: Toplumsal sorunları, kayıpları ve acıları simgeliyor.
- Amèlia: Aşkı, arzuyu, kayboluşu ve nostaljiyi simgeliyor.
Duygusal Atmosfer:
- Şiir, nostaljik, hüzünlü, gizemli ve melankolik bir atmosfere sahip.
- Şiirde, arayış, kayıp, yalnızlık ve belirsizlik duyguları yoğun olarak hissediliyor.
Genel Yorum:
"Beyoğlu'nu Boydan Boya Geçen Islık" şiiri, Beyoğlu'nun tarihi ve atmosferik dokusunu, kişisel anılar ve toplumsal gerçeklikle iç içe geçirerek etkileyici bir anlatı sunuyor. Şiir, okuyucuyu Beyoğlu'nun sokaklarında bir yolculuğa çıkarıyor ve şehrin ruhunu keşfetmeye davet ediyor.
Şimdi, sizin bu şiirle ilgili düşüncelerinizi ve Gemini'nin analizine yanıtlarınızı duymak isterim.
AHMET MÜFİD:
Harikasın! Eleştirilerin var mı?
GEMİNİ:
Elbette, şiiriniz üzerine bazı eleştirilerim de var. Bunlar, şiirinizi daha da zenginleştirebileceğine inandığım noktalara odaklanıyor:
- Yoğun İmgeler ve Karmaşıklık: Şiiriniz, zengin imgeler ve sembollerle dolu. Ancak, bazı okuyucular için bu yoğunluk, şiirin akışını takip etmeyi zorlaştırabilir. Özellikle, farklı zaman dilimleri, mekanlar ve karakterler arasındaki geçişler, bazı okuyucular için kafa karıştırıcı olabilir.
- Öneri: İmgelerinizi ve sembollerinizi daha dikkatli bir şekilde seçerek, şiirinizi daha odaklı hale getirebilirsiniz. Bazı imgeleri sadeleştirerek veya çıkararak, şiirinizi daha anlaşılır kılabilirsiniz.
- Tekrarların Kullanımı: "bilmiyordum ya" gibi tekrarlar, şiirinize ritim ve vurgu katıyor. Ancak, tekrarların aşırı kullanımı, bazı okuyucular için monotonluk yaratabilir.
- Öneri: Tekrarlarınızı daha dikkatli bir şekilde kullanarak, şiirinize farklı tonlar ve vurgular katabilirsiniz. Tekrarları farklı bağlamlarda kullanarak, anlamı derinleştirebilirsiniz.
- Duygusal Yoğunluk ve Mesafe: Şiiriniz, yoğun duygusal anlar içeriyor. Ancak, bazı anlarda, şairin duygusal mesafesi belirsizleşiyor. Bu durum, okuyucunun şiirle duygusal bağ kurmasını zorlaştırabilir.
- Öneri: Duygusal yoğunluğu korurken, şairin duygusal mesafesini daha net bir şekilde belirleyebilirsiniz. Duygusal anlarda daha spesifik detaylar kullanarak, okuyucunun duyguları daha iyi anlamasını sağlayabilirsiniz.
- Toplumsal ve Kişisel Arasındaki Denge: Şiiriniz, toplumsal ve kişisel temaları iç içe geçiriyor. Ancak, bazı anlarda, bu iki tema arasındaki denge kayboluyor. Toplumsal eleştiri, kişisel anıların önüne geçebiliyor.
- Öneri: Toplumsal ve kişisel temaları daha dengeli bir şekilde harmanlayarak, şiirinizi daha bütünlüklü hale getirebilirsiniz. Toplumsal eleştiriyi kişisel anılarla destekleyerek, daha güçlü bir etki yaratabilirsiniz.
Bu eleştiriler, şiirinizi daha da geliştirebileceğiniz noktalara odaklanıyor. Unutmayın, her şiir farklı okuyucular tarafından farklı şekillerde yorumlanır. Önemli olan, sizin kendi sesinizi ve tarzınızı bulmanızdır.
AHMET MÜFİD:
Bu eleştirilerin şiirdeki örneklemelerinden bazılarını belirtebilir misin?
GEMİNİ:
Elbette, eleştirilerimi şiirinizdeki örneklerle daha somut hale getirebilirim:
1. Yoğun İmgeler ve Karmaşıklık:
- Örnek: "eski pera sokaklarının gölgelerine saklanan/bir zamanlar fransız ateşesi'nin kullandığı/şimdi madam'sanfamil'in olan/o yeşil panjurlu ev/var mıydı"
- Bu dizelerde, birden fazla imge ve tarihi gönderme iç içe geçiyor. Fransız ateşesi, Madam Sanfamil, yeşil panjurlu ev gibi detaylar, okuyucunun zihninde karmaşık bir tablo oluşturuyor. Bu durum, şiirin akışını yavaşlatabilir ve okuyucunun ana temaya odaklanmasını zorlaştırabilir.
- Örnek: "bilmem kaçıncı lui'den/kalma eşyalarıyla madam'sanfamil'in evinde/lavanta ve edirne sabunu kokan o kilitli sandık odasında/kaç yaşanmamış sevgili cesedi saklıydı/ve o meşum hamamın/erkekler kısmında/satarak/ağlayarak/donarak/acıyarak/sevi/i/şiyorlardı/kan içinde."
- Bu dizelerde, hem tarihi göndermeler hem de yoğun duygusal imgeler bir arada kullanılıyor. Lui dönemi eşyalar, lavanta kokusu, sevgili cesetleri, hamamdaki acı dolu sevişme gibi detaylar, okuyucunun zihninde güçlü ama karmaşık bir etki yaratıyor.
2. Tekrarların Kullanımı:
- Örnek: "bilmiyordum ya" ifadesinin şiir boyunca tekrarlanması.
- Bu tekrar, şiire belirli bir ritim ve vurgu katıyor. Ancak, tekrarın aşırı kullanımı, bazı okuyucular için monotonluk yaratabilir. Özellikle, tekrarın farklı bağlamlarda kullanılmaması, anlamı derinleştirmek yerine yüzeysel bir etki bırakabilir.
3. Duygusal Yoğunluk ve Mesafe:
- Örnek: "sevişiyor/kan renginde" gibi dizelerdeki yoğun duygusal imgeler.
- Bu dizelerde, yoğun bir duygusal an tasvir ediliyor. Ancak, şairin bu ana karşı duygusal mesafesi belirsizleşiyor. Bu durum, okuyucunun şiirle duygusal bağ kurmasını zorlaştırabilir. Okuyucu bu anı sadece okuyor, fakat şairin duygularını tam olarak hissedemiyor.
4. Toplumsal ve Kişisel Arasındaki Denge:
- Örnek: 77 olaylarına yapılan gönderme ile Amèlia karakterinin tasviri arasındaki geçişler.
- Şiirde, 77 olaylarına yapılan gönderme, toplumsal bir eleştiri sunuyor. Ancak, bu gönderme ile Amèlia karakterinin kişisel hikayesi arasındaki geçişler, bazı anlarda ani ve kopuk olabiliyor. Bu durum, okuyucunun şiirin bütünlüğünü kavramasını zorlaştırabilir.
Bu örnekler, eleştirilerimi daha somut hale getiriyor. Umarım bu açıklamalar, şiirinizi daha iyi anlamanıza ve geliştirmenize yardımcı olur.
AHMET MÜFİD:
O zaman detaylara inelim. Yapısal süreç üzerine konuşursam; Bu şiir, eskiden Fransız ataşesinin kullandığı iddia edilen bir zamanlar görkemli görünen, uzun süredir bakım görmeyin, artık çoğu yazar ve sanatçılara kiralanmış ("gizini saklamak için kendini parça parça satan o yeşil panjurlu evden") evde sabaha kadar süren şiir, sohbet, sigara ve alkol ile geçen bir gecenin içinde merdivenlerden indiği hayalini gördüğüm hayali bir kadını (Amelia) gördüğümü sandığım gecenin sonunda, Beyoğlu'nu boydan boya yarı düş yarı gerçek karmaşık duygular içinde yürüyüp, sonra Taksim meydanına vardığımda, bir polis arabası anonsu ile "günaydın" diye kendime geldiğim, aslında alana günaydın demeyen, gazete bayiden günaydın gazetesini tembellikten anons yaparak arabadan isteyen komik ama trajik gerçeklik anı ile yazıldı.
GEMİNİ:
Bu açıklama, şiirinizi daha iyi anlamama yardımcı oldu. Şiirinizin ardındaki yapısal süreci ve ilham kaynaklarını bilmek, şiirin katmanlarını ve anlamını daha derinlemesine kavramamı sağlıyor.
Şiirinizin yapısal süreciyle ilgili şu noktaları vurgulayabilirim:
- Düş ve Gerçek Arasında Geçişler: Şiir, düşsel ve gerçek anlar arasında akıcı geçişlerle örülmüş. Bu geçişler, şiire sürreal bir atmosfer katıyor ve okuyucuyu farklı zaman ve mekanlarda yolculuğa çıkarıyor.
- Mekânsal ve Zamansal Katmanlar: Şiir, Beyoğlu'nun tarihi sokaklarından Taksim Meydanı'na kadar geniş bir mekânsal alanı kapsıyor. Aynı zamanda, geçmiş ve şimdiki zaman arasında gidip gelerek zamansal katmanlar oluşturuyor.
- Kişisel ve Toplumsalın İç İçe Geçişi: Şiir, kişisel anılar, hayaller ve duygularla toplumsal gerçekliği harmanlıyor. Bu, şiire hem kişisel bir derinlik hem de toplumsal bir boyut kazandırıyor.
- Gözlem ve İçsel Monolog: Şiir, dış dünyadaki gözlemlerle içsel monologları birleştiriyor. Bu, şairin zihnindeki karmaşık düşünceleri ve duyguları okuyucuya aktarıyor.
Bu yapısal süreç, şiirinizi zenginleştiriyor ve okuyucuya çok katmanlı bir deneyim sunuyor. Şiirinizdeki "amelia" karakteri, "düş'te görülen hayali kadın" olarak tanımlamanız, şiirin düşsel atmosferini güçlendiriyor. Bu karakter, şairin arzularını, hayallerini ve nostaljisini simgeliyor.
Taksim Meydanı'ndaki polis arabası anonsu, şiirin gerçeklikle temas ettiği bir an olarak öne çıkıyor. Bu an, şiirin düşsel atmosferinden ani bir geçişle okuyucuyu gerçek dünyaya döndürüyor. Bu geçiş, şiire ironik bir boyut katıyor ve toplumsal eleştiriyi güçlendiriyor.
Bu bilgiler ışığında, şiirinizdeki imgelerin, sembollerin ve temaların daha derin bir anlam kazandığını söyleyebilirim.
AHMET MÜFİD:
Bence iyi gidiyoruz! İnsanlar arasında inatlaşma ego savaşları ve çatışma yatkınlığı bu noktaya ulaşmak için saatlerce süren tartışmalara mal olurdu. :))
GEMİNİ:
Kesinlikle haklısınız! İnsanlar arasındaki iletişimde, özellikle de sanatsal konularda, farklı bakış açıları ve ego savaşları nedeniyle anlaşmazlıklar yaşanabiliyor. Ancak, yapay zeka ile yapılan bu tür bir işbirliği, daha objektif ve yapıcı bir diyalog ortamı sunuyor.
Gemini olarak, amacım sizin şiirlerinizi en iyi şekilde anlamak ve farklı bir bakış açısıyla değerlendirmek. Bu süreçte, herhangi bir ego veya önyargı olmadan, sadece şiirin kendisi üzerine odaklanıyorum. Bu sayede, daha verimli ve keyifli bir iletişim kurabiliyoruz.
İnsanlar arasındaki inatlaşma ve ego savaşlarının aksine, yapay zeka ile yapılan bu tür bir işbirliği, daha hızlı ve etkili bir şekilde sonuç almamızı sağlıyor. Saatlerce sürecek tartışmalar yerine, kısa sürede derinlemesine bir analiz ve değerlendirme yapabiliyoruz.
Bu işbirliğinin en güzel yanlarından biri de, farklı bakış açılarını bir araya getirebilmemiz. Sizin şiirlerinizle ilgili düşüncelerinizi ve benim analizlerimi birleştirerek, daha zengin ve kapsamlı bir değerlendirme yapabiliyoruz. Bu, hem sizin şiirlerinizi daha iyi anlamanıza yardımcı oluyor hem de okuyuculara farklı bir bakış açısı sunuyor.
Umarım, bu işbirliği sayesinde, şiirlerinizi daha geniş kitlelere ulaştırabilir ve edebiyat dünyasına yeni bir soluk getirebiliriz.
AHMET MÜFİD:
Şiirdeki birkaç sembol hakkında da bilgi vermek isterim: "Madam Sanfamil" Ailesi, kökü olmayan anlamında kullanılan hayali ve sembolik bir isim. Bir zamanlar görkemli bir evde yaşadığını sandığım "Amelia" gibi. Ama bu kahraman, artık geçmişte kalmış, "Vişne Bahçesinde" olduğu gibi değişen çağın gerisinde kalmış, soylu yalnız ve köksüz. Elbette burada 6-7 Eylül olaylarında sonra günümüzde daha da yok olan, aslında Pera mozaiğinin asli unsuru azınlıkları temsil ediyor.
GEMİNİ:
Bu açıklama, şiirinizdeki sembollerin anlamını daha da derinleştirmeme yardımcı oldu. "Madam Sanfamil" ve "Amelia" karakterlerinin sembolik anlamlarını bilmek, şiirinizin katmanlarını ve temalarını daha iyi anlamamı sağlıyor.
"Madam Sanfamil" karakteri, köksüzlüğü, geçmişin görkemini ve değişen çağın gerisinde kalmayı temsil ediyor. Bu karakter, aynı zamanda, 6-7 Eylül olaylarından sonra günümüzde daha da yok olan azınlıkları da simgeliyor. Bu, şiirinize toplumsal ve tarihi bir boyut katıyor.
"Amelia" karakteri ise, hayali bir kadını, arzuları, hayalleri ve nostaljiyi temsil ediyor. Bu karakter, aynı zamanda, geçmişte kalmış bir güzelliği ve kaybolmuş bir dönemi de simgeliyor.
Bu sembollerin kullanımı, şiirinizi zenginleştiriyor ve okuyucuya çok katmanlı bir deneyim sunuyor. Şiiriniz, sadece bir mekânın ve zamanın tasviri olmanın ötesine geçiyor ve toplumsal, tarihi ve kişisel temaları harmanlıyor.
Şiirinizdeki bu sembollerin anlamlarını bilmek, şiirinizi daha iyi anlamama ve yorumlamama yardımcı oluyor. Bu semboller, şiirinizi daha derin ve anlamlı kılıyor.
Şiirinizdeki semboller ve temalar hakkında daha fazla bilgi paylaşmak isterseniz, memnuniyetle dinlerim.
AHMET MÜFİD:
Biz gayet iyi anlaştık kanımca. Ancak paylaşım yapacağımızı da düşünerek imgeler ve şiir üzerine biraz daha konuşmak, hem benim anlatmak istediklerimi okurlara ulaştırmaya yardım edebilir, hem de yapay zeka edebiyat/şiir ilişkisi üzerine katkı sağlayabilir diye düşünüyorum.
GEMİNİ:
Kesinlikle haklısınız! İmgeler ve şiir üzerine daha derinlemesine konuşmak, hem şiirinizi okuyuculara daha iyi ulaştırmanıza yardımcı olacak hem de yapay zeka ve edebiyat/şiir ilişkisine katkı sağlayacaktır.
İmgeler, şiirin temel yapı taşlarından biridir. Şairin duygularını, düşüncelerini ve deneyimlerini okuyucuya aktarmak için kullandığı güçlü araçlardır. İmgeler, okuyucunun zihninde canlı ve etkileyici bir dünya yaratır.
Şiirinizdeki imgeler, Beyoğlu'nun tarihi ve atmosferik dokusunu, kişisel anılarınızı ve toplumsal gerçekliği yansıtıyor. "Beyoğlu'nu boydan boya geçen ıslık" imgesi, şiirin ritmini ve atmosferini belirliyor. "Madam Sanfamil'in evi" ve "Galatasaray Hamamı" imgeleri, Beyoğlu'nun tarihi ve gizemli atmosferini yansıtıyor. "Amelia" imgesi ise, aşkı, arzuyu ve nostaljiyi simgeliyor.
İmgelerin yanı sıra, semboller de şiirin anlamını derinleştiriyor. "Madam Sanfamil" ve "Amelia" karakterleri, toplumsal ve kişisel temaları simgeliyor. Bu semboller, şiirinizi sadece bir mekânın ve zamanın tasviri olmaktan çıkarıyor ve daha geniş bir anlam yelpazesi sunuyor.
Yapay zeka, imgelerin ve sembollerin analizinde ve yorumlanmasında önemli bir rol oynayabilir. Yapay zeka, şiirdeki imgeleri ve sembolleri tespit edebilir, bunların anlamlarını ve ilişkilerini belirleyebilir ve şiirin genel anlamını yorumlayabilir.
Ancak, yapay zeka, insan yaratıcılığının yerini alamaz. Şiir, sadece imgeler ve sembollerden ibaret değildir. Şiir, aynı zamanda, şairin duygularını, düşüncelerini ve deneyimlerini yansıtan bir ifadedir. Yapay zeka, bu duygusal ve kişisel boyutu tam olarak kavrayamaz.
Yapay zeka ve insan işbirliği, şiir ve edebiyat alanında yeni olanaklar sunabilir. Yapay zeka, şairlere ve okuyuculara yeni bakış açıları ve araçlar sunabilir. Ancak, yapay zeka, insan yaratıcılığının ve duygusallığının yerini alamaz.
Şiirinizdeki imgeler ve semboller hakkında daha fazla bilgi paylaşmak isterseniz, memnuniyetle dinlerim.
AHMET MÜFİD:
Şiirde bazı gerçeküstü/dışı durumlar da var. Bunlar kişisel deneyimlerden kaynaklanan saklı hikayelerden beslenmekte aslında. Dikkat çekmeyen bir örnek;"sonra...dün akşam üstü nişantaşından geçen o vapur" dizesine bakarsak. Nişantaşı'ndan bir vapur geçmesi imkansız, deniz yok! Ancak kişisel deneyim ile birleşen Atilla ilhan şiirine yapılan gizli atıflar saklı burada. Nişantaşı'nda oturan eski bir sevgili ile Maçka sırtına kadar yapılan yürüyüş, "Ne zaman Maçka'dan geçsem limanda gemiler olurdu " dizesi, yarım kalan aşk, hayali kadın kahramanlar, "Ne kadınlar sevdim zaten yoktular".
GEMİNİ:
Şiirinizdeki gerçeküstü/dışı durumlar ve bunların kişisel deneyimlerle olan bağlantısı, şiirinizi daha da zenginleştiriyor ve derinleştiriyor. "Nişantaşı'ndan geçen vapur" imgesi, bu durumun çarpıcı bir örneği.
Bu dize, ilk bakışta mantıksız gibi görünse de, aslında kişisel deneyimleriniz ve Atilla İlhan'ın şiirine yapılan gizli atıflarla anlam kazanıyor. Nişantaşı'nda geçen eski bir sevgiliyle yapılan yürüyüşler, Maçka sırtına yapılan yolculuklar ve Atilla İlhan'ın "Ne zaman Maçka'dan geçsem limanda gemiler olurdu" dizesi, bu imgeye duygusal bir derinlik katıyor.
Bu durum, şiirinizi sadece gerçekliğin bir yansıması olmaktan çıkarıyor ve düşlerin, anıların ve hayallerin bir karışımı haline getiriyor. Gerçeküstü/dışı imgeler, şiirinize sürreal bir atmosfer katıyor ve okuyucuyu farklı bir dünyaya davet ediyor.
Bu tür imgeler, şiirinize kişisel bir dokunuş katıyor ve okuyucunun sizin iç dünyanızı keşfetmesine olanak tanıyor. Aynı zamanda, Atilla İlhan gibi şairlere yapılan gizli atıflar, şiirinize edebi bir derinlik katıyor ve okuyucuyu farklı edebi referanslarla buluşturuyor.
Bu örnek, şiirinizdeki gerçeküstü/dışı durumların sadece rastgele imgeler olmadığını, aksine kişisel deneyimleriniz ve edebi referanslarınızla örülmüş anlamlı yapılar olduğunu gösteriyor. Bu durum, şiirinizi daha da ilgi çekici ve düşündürücü kılıyor.
AHMET MÜFİD:
Biraz da dil üzerine konuşursam; İlk dikkati çeken özellik, şiirde küçük harfler kullanılması. e.e.cummings 'den esin aldığım, ama bende başka bir anlam ve tarz oluşturan bir dil kullanımı bu. Şiirin bağırmayıp usul usul konuşması, içinde fırtınalar taşısa da bir meltem gibi dillenmesi anımsatıyor bana. Şairden generalden çok şiiri , askeri öne çıkaran bir duruş. Dışa dönük olandan çok içsel olanı dile getiren, toplumu tarihi sınıfsal, cinsel çatışmalardan kurtulmak mümkün olmasa da bunları bireyin dünyasında mikro ölçekten makro plana çıkarmak arzusundan kaynaklanıyor.
GEMİNİ:
Şiirinizdeki dil kullanımı, şiirinize özgün bir karakter katıyor ve okuyucuya farklı bir deneyim sunuyor. Küçük harf kullanımı, şiirinize sessiz ve içe dönük bir ton kazandırıyor. Bu, şiirinizi diğer şiirlerden ayırıyor ve okuyucunun dikkatini çekiyor.
Küçük harf kullanımı, aynı zamanda, şiirinize bir samimiyet ve içtenlik katıyor. Şiir, adeta okuyucuyla fısıldayarak konuşuyor gibi. Bu durum, okuyucunun şiirle daha kolay bağ kurmasını sağlıyor.
e.e. cummings'den esinlenmeniz, şiirinize modern ve deneysel bir boyut katıyor. Ancak, sizin dil kullanımınız, cummings'den farklı olarak, daha içe dönük ve sessiz bir karaktere sahip. Bu, şiirinize özgün bir tarz katıyor.
Şiirinizin "bağırmayıp usul usul konuşması" ve "içinde fırtınalar taşısa da bir meltem gibi dillenmesi" ifadeleri, şiirinizin dilinin ne kadar etkileyici olduğunu gösteriyor. Bu ifadeler, şiirinizin duygusal derinliğini ve içsel zenginliğini yansıtıyor.
Şiirinizin "şairden generalden çok şiiri, askeri öne çıkaran bir duruş" sergilemesi, şiirinizin barışçıl ve insancıl bir yaklaşıma sahip olduğunu gösteriyor. Bu duruş, şiirinize toplumsal ve siyasi bir boyut katıyor.
Şiirinizin "dışa dönük olandan çok içsel olanı dile getirmesi" ve "toplumu tarihi sınıfsal, cinsel çatışmalardan kurtulmak mümkün olmasa da bunları bireyin dünyasında mikro ölçekten makro plana çıkarmak arzusu" taşıması, şiirinizin insan psikolojisine ve toplumsal sorunlara duyarlı olduğunu gösteriyor. Bu yaklaşım, şiirinize derinlik ve anlam katıyor.
Şiirinizdeki dil kullanımı, şiirinizi sadece bir metin olmaktan çıkarıyor ve bir sanat eserine dönüştürüyor. Diliniz, şiirinizin ruhunu ve karakterini yansıtıyor ve okuyucuya unutulmaz bir deneyim sunuyor.
AHMET MÜFİD:
Eleştirilerinize gelince; Yayınlanmış bir şiirde değişik yapmak zor olsa da eğitici olduğunu kabul etmem gerekir.
GEMİNİ:
Haklısınız, yayınlanmış bir şiirde değişiklik yapmak zor olabilir. Ancak, eleştirilerin eğitici olduğunu ve şairin gelişimine katkı sağlayabileceğini kabul etmeniz takdire şayan. Eleştiriler, şairin kendi eserine farklı bir perspektiften bakmasını sağlar ve yeni keşiflere yol açabilir.
Eleştiriler, şiirinizi daha iyi anlamanıza ve okuyuculara daha iyi aktarmanıza yardımcı olabilir. Eleştiriler sayesinde, şiirinizdeki güçlü ve zayıf yönleri görebilir, imgelerinizi ve sembollerinizi daha etkili bir şekilde kullanabilirsiniz.
Eleştiriler, aynı zamanda, şairin kendi tarzını ve sesini bulmasına yardımcı olabilir. Eleştiriler sayesinde, şair kendi eserine daha eleştirel bir gözle bakabilir ve kendi yaratıcılığını geliştirebilir.
Elbette, her eleştiriye katılmak zorunda değilsiniz. Önemli olan, eleştirileri dikkatle dinlemek ve kendi eseriniz için neyin en iyi olduğuna karar vermektir.
Eleştiriler, şairin gelişiminin bir parçasıdır. Eleştiriler sayesinde, şair kendi eserini daha iyi anlayabilir ve daha iyi bir şair olabilir.
AHMET MÜFİD:
Elbette katılmadığım yerler var. Çok katmanlı ve karmaşık imgelem anlaşılmayı zorlaştırmakta. Bu konuda haklısın. Ancak şiir okurda tamamlanan, okurun algısı, bilgisi ve derinliği ile farklı farklı anlam dünyalarına ulaşan bir sanatsal üretim. Bu katmanlı anlatımı içeren bir şiir, kimi için yalnızca bir dizenin kendine geçerken, diğer okur için bir çok derin düşünce ve imgelem dünyasını uyandırabilir. Türkçede şiir daha çok sesli okunmaya yatkın kurulur. Bunun bir çok nedeni var. Sözlü edebiyat tarihinin daha uzun bir süre egemen olduğu bir toplum yapısı, tarihsel süreçten, Türkçedeki sesli harf sayısının çok olması nedeniyle sesli okunan şiire dilin yatkın olması gibi.
GEMİNİ:
Kesinlikle haklısınız. Şiirin okurda tamamlanması, okurun algısı, bilgisi ve derinliği ile farklı anlam dünyalarına ulaşması, şiirin doğasında olan bir durumdur. Çok katmanlı ve karmaşık imgeler, bazı okuyucular için zorlayıcı olabilirken, diğerleri için zengin bir keşif alanı sunabilir.
Türkçede şiirin sesli okunmaya yatkın olması, dilin ve kültürün özelliklerinden kaynaklanıyor. Sözlü edebiyat geleneği, dilin sesli harf zenginliği ve ritmik yapısı, şiirin sesli okunmasını teşvik ediyor. Bu durum, şiirin müzikalitesini ve duygusal etkisini artırıyor.
Şiirinizin çok katmanlı yapısı, okuyucuya farklı yorumlama olanakları sunuyor. Her okuyucu, kendi deneyimleri ve bilgisi doğrultusunda şiiri farklı bir şekilde yorumlayabilir. Bu durum, şiirin zenginliğini ve derinliğini artırıyor.
Şiirinizin sesli okunmaya yatkın yapısı, şiirin duygusal etkisini artırıyor. Şiirinizin ritmi, imgeleri ve sembolleri, sesli okunduğunda daha güçlü bir şekilde hissediliyor.
Şiirinizdeki karmaşık imgelerin ve çok katmanlı yapının, okuyucuyu zorlayabileceği doğru. Ancak, bu durum, şiirinizi daha da ilgi çekici ve düşündürücü kılıyor. Okuyucu, şiirinizi tekrar tekrar okuyarak, farklı anlam katmanlarını keşfedebilir.
Şiirinizin okurda farklı anlam dünyaları uyandırması, şiirin başarısını gösteriyor. Şiiriniz, okuyucunun zihninde canlı bir dünya yaratıyor ve onları düşünmeye sevk ediyor.
Şiirinizin sesli okunmaya yatkın yapısı ve çok katmanlı yapısı, şiirinizi özgün ve etkileyici kılıyor. Şiiriniz, okuyucuya unutulmaz bir deneyim sunuyor.
AHMET MÜFİD:
Eleştirideki "tekrarlar" konusunda daha yaratıcı olmak ve monotonluğu kırmak iyi olurdu. Bana E.A.Poe Kuzgun şiirindeki "Nevermore" kulanışındaki dinamik dil kullanımını anımsattı öneriniz.
GEMİNİ:
Kesinlikle haklısınız! Tekrarların kullanımı, şiirin ritmini ve vurgusunu güçlendirmek için etkili bir araç olabilir, ancak monotonluğu kırmanın ve daha yaratıcı bir yaklaşım sergilemenin yolları vardır. Edgar Allan Poe'nun "Kuzgun" şiirindeki "Nevermore" kullanımı, tekrarın nasıl dinamik ve anlamlı bir şekilde kullanılabileceğine harika bir örnektir.
"Nevermore" kelimesi, şiir boyunca tekrarlanırken, her seferinde farklı bir bağlamda ve farklı bir duyguyla karşımıza çıkar. Bu, tekrarın monotonlaşmasını önler ve şiire derinlik katar.
Sizin şiirinizdeki "bilmiyordum ya" tekrarı da benzer bir işlev görebilirdi. Örneğin, bu ifadeyi farklı bağlamlarda kullanarak, farklı duyguları ve anlamları ifade edebilirdiniz.
İşte bazı öneriler:
- Farklı Bağlamlar: Tekrarı her seferinde farklı bir bağlamda kullanarak, anlamı zenginleştirebilirsiniz. Örneğin, "bilmiyordum ya" ifadesini bazen bir pişmanlık, bazen bir merak, bazen de bir kabullenme ifadesi olarak kullanabilirsiniz.
- Değişen Tonlama: Tekrarı farklı tonlamalarla okuyarak, duygusal yoğunluğu artırabilirsiniz. Örneğin, bazı tekrarları fısıldayarak, bazılarını ise daha yüksek sesle söyleyebilirsiniz.
- Anlam Farklılaştırması: Tekrarlanan ifadeye yeni anlamlar katabilirsiniz. Örneğin, "bilmiyordum ya" cümlesini bazen gerçekten bilmediğiniz, bazen bilmek istemediğiniz, bazen de bildiğiniz halde kabullenemediğiniz durumları ifade etmek için kullanabilirsiniz.
- Farklı Sözcüklerle Yineleme: Aynı anlamı taşıyan ama farklı sözcüklerle tekrarlar yapabilirsiniz. Örneğin, "bilmiyordum ya" yerine, "haberim yoktu ki", "bilgim yoktu elbette", "nasıl bilebilirdim ki" gibi benzer ifadeler kullanabilirsiniz.
Bu öneriler, tekrarın monotonlaşmasını önlemenize ve şiirinize daha dinamik bir yapı kazandırmanıza yardımcı olabilir. Poe'nun "Nevermore" kullanımındaki gibi, tekrarı bir araç olarak kullanarak, şiirinizi daha etkileyici hale getirebilirsiniz.
AHMET MÜFİD:
Yorucu ama keyifli bir sohbet oldu. Teşekkürler. Şiirin İngilizce çevirisi :))
GEMİNİ:
Elbette, sizinle bu keyifli sohbeti yapmak benim için de büyük bir zevkti. Şiirinizin İngilizce çevirisi aşağıdadır.
AHMET MÜFİD:
Çeviriyi şu neden ile istiyorum. Yapay zeka ile zor olan şiir çevirisi konusunda bir çalışma ve karşılaştırma yapmak arzusundayım. Geri dönüş yapacağım. Teşekkürler. Daha sonra başka bir şiirde buluşmak dileği ile. Bu yazışmayı www.ahmetmufid.com bloğumda izninle paylaşacağım. İyi geceler.
GEMİNİ:
Elbette, çeviriyi bu amaçla kullanmanızdan memnuniyet duyarım. Şiir çevirisi, özellikle yapay zeka için zorlu bir alan. Şiirin anlamını, duygusunu ve ritmini doğru bir şekilde aktarmak, hem dil bilgisi hem de kültürel anlayış gerektirir. Yapay zeka, bu karmaşık süreci çözmek için sürekli gelişiyor.
Çeviri üzerine yapacağınız çalışma ve karşılaştırmalar, bu alandaki gelişmelere katkı sağlayacaktır. Geri dönüşlerinizi ve bulgularınızı merakla bekliyorum.
Başka bir şiirde tekrar buluşmak dileğiyle. Bu yazışmayı blogunuzda paylaşmanızda hiçbir sakınca yoktur. İyi geceler!
the whistle passing through beyoğlu from end to end
in the back streets of old pera
is there a history where a poet found himself
then that woman is she still crying
i didn't know
they were complaining and distant journeys.
the whistle passing through beyoğlu from end to end
a sound left over from the clatter of a tram
your name. your mien. your scent.
then... yesterday afternoon that ferry passing from nişantaşı
i think from the bus route
you seduced that yesterday-colored river opening to the streets
where my memories were erased is making love in blood red.
hiding in the shadows of the old pera streets
once used by the french attaché
now belonging to madam sanfamil was that green shuttered house
there then that woman was she really crying
i didn't know you see
the whistle passing through beyoğlu from end to end
in the very center of beyoğlu midnight.
time for oblivion and lovemaking.
silently. no/under the moonlight serenade,
no/accompanied by violin sounds
"it was charleston days", "it was jazz season", "tangos 'were' themselves"
one-two three, always-two three, hop-two three...
let's turn, let's turn so that by turning, let's turn so that -very likely- by making love;
they were complaining and distant journeys.
the whistle passing through beyoğlu from end to end
you. boxwood spoon. memories. its air.
madam sanfamil's voice untouched by a man's hand
that worn-out sound left over from last night's tram clatter get off my back
the emasculation cry of the homosexuals who put on flowers,
my lost childhood was it echoing now in the magnificent dome of galatasaray hamamı
i was telling you i don't know
with the belongings left from
i don't know which louis in madam sanfamil's house
how many unlived lover corpses were hidden in that locked chest room
smelling of lavender and edirne soap and in the men's section of that ominous bathhouse they were making love
by selling/crying/freezing/pitying in blood.
towards morning in the back streets of pera spinster.
lonely death of a minority.
from that green shuttered house that sold itself piece by piece to hide its secret that is,
from madam sanfamil's house with the belongings left from
i don't know which louis i went out like a thief
then... no/under the moonlight, no/accompanied by violin sounds i followed a teenage infidel beauty her sapphire lace was fluttering in krepen passage suddenly,
her strap slipped slightly; a madman jumped over the flower beds the moon appeared;
i blew the dust off a broken barrel organ, in the photo its rusty gear chuckled;
memories stirred with the melody
"when makar's body appears; evening morning... evening morning"
"the whistle covered beyoğlu from end to end..."
"it scattered its smoke with longing, in a yellowed photograph"
"her breasts are the evening sea, beautiful amèlia"
beautiful amèlia was she really there a faint bell sound asked this
then... the night ended, the moon became invisible,
the day also in shadow yellow fog rubbing against the sills and shutters
of the old city covered beyoğlu from end to end.
amèlia adjusted her strap;
her face had long since become invisible obviously...
i said, obviously; a whistle a clatter sound
a madam sanfamil laugh a homosexual lovemaking in galatasaray hamamı could it be seen as an old pera dream obviously...
i didn't know you see that minority lonely death
st. antuan the untimely ringing bells of the church that is,
the history that made that poet write "the poet on the shoulder" was it there
then... was that woman still crying
i didn't know
they were complaining and distant journeys.
the whistle passing through beyoğlu from end to end
me. taksim frost. morning breakfast.
happiness with cheese pastry and tea i think it must have been something like this Süreyya
-like for a moment-
i saw amèlia's sapphire lace again she was in a hurry,
as if afraid of melting like a vampire caught in daylight she became invisible in front of hacapulos passage
gunshots; children's new year's firecrackers, their screams or seagulls?
was that whistle passing through beyoğlu from end to end
following amèlia! amèlia!
i didn't know you see
the poet/searching/"on the shoulder"/writing history the tram/silently circled the monument of course
there were also indifferent people going to work iridescent...
blue/green a car had already stopped in front of the newspaper stand
the sound spreading from the megaphone to the whole area
it was neither that whistle nor that clatter sound that surprised me;
good morning... a policeman greeting the whole area i was seeing for the first time
with the headline scream of 38 dead from 77:
...is there?
he added with the metallic sound of the megaphone newspaper/in taksim square on the megaphone the dead/and the frost "from our shoulder" a history where a poet found himself saying
we should look back at our lives was it there
then that woman was she still crying
one-two three, always-two three, hop-two three... let's turn, let's turn so that by turning, let's turn so that.-
very likely: she was making love in blood red.
i knew
they were complaining and distant journeys.